Prof. Dr. Sera Reyhani Yüksel / İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı
Bu blog yazısına atıf için: Sera Reyhani Yüksel, Anne ve Babanın Çocuğun Şiddet Eğilimini Fark Etmemesi/Önlememesinin Velayetin Kaldırılması Açısından Değerlendirilmesi, 29 Mayıs Hukuk Blogu, https://hukuk.29mayis.edu.tr/tr/blog/38990, 28 Temmuz 2026.
Konunun Takdimi. Son günlerde çocuklar tarafından işlenen suçlar ve bu suçlara karşılık öngörülen cezalandırma (yaptırım) politikası, toplum nezdinde önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Bununla birlikte tartışmaların ekseninde yalnızca çocuklara verilecek ceza değil, çocukların işlediği suçlarda ailelerin de sorumlu tutulmasını gerektiren etkin/caydırıcı yasal düzenlemelere yer verilmesi gerektiği mülahazası da yer almaktadır[1]. Çocukların suç işlemeleri halinde ceza hukuku bağlamında yaptırıma uğraması dışında, anne ve babanın sahip olduğu velayet hakkı özelinde medeni hukuk açısından da birtakım sonuçları olabilir. Nitekim anne ve babanın, çocuğun şiddete yönelik eğilimini zamanında fark etmemesi çocuğa yeterli ilgiyi göstermemelerinden kaynaklanabilir. Bu durum, anne ve/veya babanın velayetinin kaldırılması sonucunu doğurabilir. Bu yazımızda öncelikle velayetin kaldırılması sebeplerini ele alarak, anne ve babanın çocuğun şiddet eğilimini fark etmemesi/önlememesinin velayetin kaldırılması gerekçesi olup olamayacağını ana hatlarıyla değerlendiriyoruz.
Velayetin Kaldırılması Sebepleri. Velayetin kaldırılması önlemi, evlilik içinde ya da evlilik dışında doğmakla, anne-babasının velayeti altında olan çocuklar ile evlat edinilen küçükler için söz konusu olur[2]. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Velayetin Kaldırılması” kenar başlıklı m. 348/1 hükmüne göre; “Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim ... velayetin kaldırılmasına karar verir.”.
Velayetin kaldırılması için TMK m. 348/b. 1 veya b. 2’de yer alan sebeplerin gerçekleşmesi gerekmektedir. Anılan sebeplerin velayetin kaldırılması sebepleri olarak zikredilmesi çocuğun korunmasına hizmet etmektedir. Buna göre; “1. Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi. 2. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması” velayetin kaldırılması sebepleri olarak hukuki zemine kavuşturulmaktadır.
Velayetin Kaldırılmasının Genel Sonuçları. Velayetin kaldırılması sebepleri gerçekleştiği durumda velayet hakkı, mahkeme kararıyla velayetin kaldırılması sebebini gerçekleştiren anne veya babadan ya da her ikisinden kaldırılabilir[3]. Velayetin kaldırılmasına ilişkin TMK m. 348 hükmü uyarınca, velayet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır. Kararda aksi belirtilmedikçe, velayetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar. TMK m. 350/1 hükmü uyarınca ise velayetin kaldırılması halinde ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder.
Velayet kaldırılmış olsa dahi anne ve baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkiler kural olarak devam etmektedir. Bu önermenin bir sonucu olarak, velayeti kaldırılan anne ve babanın çocuğu görme hakları bulunmaktadır; bununla birlikte, çocuğun yararı ilkesi uyarınca elbette, anne ve babanın çocuğu görme hakları sınırlanabilmekte, hatta gerekirse kaldırılabilmektedir[4].
Velayet hakkı kaldırılmasına rağmen özellikle isteğe bağlı kısıtlama örneğinde olduğu gibi kusura dayalı olmayan hallerde, çocuğun anne ve/veya babası ile beraber yaşaması mümkündür[5].
Değerlendirme. Velayet hukuku açısından çocuğun bizzat anne ve babasına karşı korunmasına yönelik olarak ihdas edilen en ağır önlem, velayetin kaldırılmasıdır[6]. Velayetin kaldırılması tedbirinin ağırlığına uygun bir tehlike olmadıkça hâkim çocuğun menfaati bakımından diğer tedbirleri uygulamalıdır, velayetin kaldırılması son çaredir[7] (ultima ratio). Bu sebeple mümkün oldukça önce anne ve baba dinlenmeli, onların uyarılması ile çocuğun üzerindeki tehlikenin giderilmesi imkânı varsa onların uyarılması ya da diğer koruma önlemlerine başvurulması yoluna gidilmelidir[8]. Hâkim, sorunlarının çözümünde anne-babaya yol gösterecek eğitimci, psikolog, psikiyatrist gibi uzmanlardan yardım almaya onları zorlayabilir, eğitim kayyımı atanmasına veya çocuğun anne-baba yanından alınarak bir aile veya kuruma yerleştirilmesine karar verebilir[9]. TMK’da çocukların korunmasına ilişkin düzenlenen tedbirlerde en hafif tedbirden en ağırına doğru gidildiği, kanun koyucunun iradesi doğrultusunda doktrin ve yargı tatbikatında da hâkim tarafından bu sıralamaya uyulması gerektiği haklı olarak ifade edilmektedir[10]. Velayetin kaldırılması için aile mahkemesi hakiminin bu hususta karar vermesi gereklidir ve bu davayı çocukla ilgili olan her kişi açabileceği gibi velayetin kaldırılmasını gerektiren sebebin varlığını öğrendiğinde hâkim de re’sen harekete geçebilecektir[11].
Anne ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi ya da ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması, TMK m. 348/b. 2’de velayet hakkının kaldırılması sebebi olarak öngörülmektedir. Örneğin; anne ve babanın çocukla hiç ilgilenmeyerek başıboş dolaşmasına ve kötü alışkanlıklar edinmesine sebep olmaları, tehlikeli bir hastalığa yakalanmış olan çocuğa tedavi imkânı sağlamamaları ve onu ölüme terk etmeleri, düzenli eğitim gören çocuğu okula göndermeyip okuldan alarak ona kaçak mal sattırmaları, velayetin kaldırılmasını gerektiren sebeplerdendir[12]. Bu hüküm çerçevesinde anne ve babanın çocuğa karşı ilgisizliği ve ihmalkarlığının velayetin kaldırılması sebepleri arasında düzenlenmesi göz önüne alınarak, çocuğun şiddet eğiliminin anne ve baba tarafından fark edilmemesi, çocuğu ihmal etmeleri ve/veya ona yeterli ilgiyi göstermemeleri şeklinde yorumlanabilir. Çocuğa yeterli ilgiyi göstermeme halinin varlığı, her özel duruma göre belirlenecekse de şiddete eğilimli çocuğun yararının devamlı ve ağır şekilde tehlikeye düşmüş olduğu[13] tespitini yapmak güç olmayıp, kanaatimce böyle bir durumda velayetin anne ve babadan alınması gerekecektir. Doktrinde de anne ve babanın velayeti sorumluluk bilinci içerisinde yürütmekten aciz olması halinde velayetin kaldırılabileceği dile getirilmektedir[14]. Çocuğun fiziksel, psikolojik, sosyal, duygusal her türlü gelişimini engellemek yoluyla onu ihmal ve istismar etmek, velayetin kaldırılması sebeplerinden birisi olduğu için[15] çocuğun şiddete meyilli bir psikolojik/duygusal yapıda olmasına engel olmak için gerekli tedbiri almamak da velayetin kaldırılması nedeni olarak kabul edilmelidir.
Yararlanılan Kaynaklar
Akıntürk, Turgut/Ateş, Derya: Türk Medeni Hukuku Aile Hukuku, 25. Bası, Beta Yayıncılık, İstanbul 2024.
Baygın, Cem: Soybağı Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2010.
Dural, Mustafa/Öğüz, Tufan/Gümüş, Mustafa Alper: Türk Özel Hukuku Cilt III Aile Hukuku, 19. Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul 2024.
Erdem, Mehmet / Makaracı Başak, Aslı: Aile Hukuku, 3. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2026.
Grassinger, Gülçin Elçin: Küçüğün Kişi Varlığının Korunması İçin Alınacak Tedbirler, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2009.
Öztan, Bilge: Aile Hukuku, 6. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2015.
Reyhani Yüksel, Sera: Velayet Hakkı ve Anayasal Sınırları, Legal Yayıncılık, İstanbul 2020.
Reyhani Yüksel, Sera: “Anne ve Babanın Çocukla İlgili Sosyal Medya Paylaşımları Velayetin Kaldırılması Gerekçesi Olabilir mi?”, Medeni Hukukun Güncel Sorunları-2026, (Editör: Hakan Tokbaş/Ömer Özgür Ünlü), Aristo Yayınevi, İstanbul 2026, s. 239-254.
Serozan, Rona: Çocuk Hukuku, İkinci Basıdan Tıpkı Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2017.
Usta, Sevgi: Velayet Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2016.
Yılmaz, Süleyman: Medeni Hukuk Cilt III Aile Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2023.
[1] TCK’da konuya ilişkin olarak m. 233 düzenlemesi zikredilmelidir. İlgili düzenleme uyarınca, “(1) Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
[2] Cem Baygın, Soybağı Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2010, s. 344.
[3] Mustafa Dural/Tufan Öğüz/Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku Cilt III Aile Hukuku, 19. Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul 2024, s. 398.
[4] Sera Reyhani Yüksel, Velayet Hakkı ve Anayasal Sınırları, Legal Yayıncılık, İstanbul 2020, s. 114-115.
[5] Mehmet Erdem/Aslı Makaracı Başak, Aile Hukuku, 3. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2026, s. 479.
[6] Turgut Akıntürk/Derya Ateş, Türk Medeni Hukuku Aile Hukuku, 25. Bası, Beta Yayıncılık, İstanbul 2024, s. 446; Süleyman Yılmaz, Medeni Hukuk Cilt III Aile Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, 2023, s. 557.
[7] Gülçin Elçin Grassinger, Küçüğün Kişi Varlığının Korunması İçin Alınacak Tedbirler, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2009, s. 162-163; Rona Serozan, Çocuk Hukuku, İkinci Basıdan Tıpkı Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2017, s. 292; Sevgi Usta, Velayet Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2016, s. 460; Baygın, s. 343. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 9 hükmü de benzer şekilde, Taraf Devletlerin, çocuğun; ana–babasından, onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına aldığını; ancak, ana–babası tarafından çocuğun kötü muameleye maruz bırakılması ya da ihmâl edilmesi durumlarında ya da ana–babanın birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgâhının belirlenmesi amacıyla karara varılması gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebileceğini düzenlemektedir.
[8] Baygın, s. 343.
[9] Usta, s. 439 vd.
[10] Sera Reyhani Yüksel, “Anne ve Babanın Çocukla İlgili Sosyal Medya Paylaşımları Velayetin Kaldırılması Gerekçesi Olabilir mi?”, Medeni Hukukun Güncel Sorunları-2026, (Editör: Hakan Tokbaş/Ömer Özgür Ünlü), Aristo Yayınevi, İstanbul 2026, s. 243.
[11] Grassinger, s. 165.
[12] Akıntürk/Ateş, s. 448.
[13] Bilge Öztan, Aile Hukuku, 6. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2015, s. 1102.
[14] Serozan, s. 292.
[15] Grassinger, s. 178.