29 MAYIS HUKUK BLOGU

Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu Neden Kaldırılıyor?
-Cebrî İcra Kanunu Taslağı Üzerine Bazı Mülâhazalar-

19 Ocak 2026

 Doç. Dr. Muhammed Sulu / İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı

 

Bu blog yazısına atıf için: Muhammed Sulu, Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu Neden Kaldırılıyor? -Cebrî İcra Kanunu Taslağı Üzerine Bazı Mülâhazalar-, 29 Mayıs Hukuk Blogu, https://hukuk.29mayis.edu.tr/tr/blog/38594, 19 Ocak 2026.

 

Konu- Bu blog yazısında Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel Müdürlüğü tarafından 14.08.2025 tarihinde kamuya duyurulan “Cebrî İcra Kanunu Taslağı”nda[1] kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunun kaldırılmasına dair ilk mülâhazalar -blog yazısı hacminin izin verdiği ölçüde- paylaşılacaktır.

Kambiyo Senetlerinin Dününe ve Bugününe Genel Bakış- Poliçe, bono ve çekten ibaret olan kambiyo senetlerinin tarihsel gelişim süreçlerine ilişkin çeşitli açıklamalar bulunmakla birlikte bu ticari senetlere dair ilk örneklerin 12. yüzyılda Akdeniz ticaret havzasında ortaya çıktığı kabul edilebilir[2]. Bu dönemde özellikle İtalyan şehir devletlerinin deniz aşırı ticaretleri para değiştirme işlemlerinin önem kazanmasına sebep olmuştur. Nitekim kambiyo sözcüğü, “değiştirmek” anlamındaki İtalyanca “cambio” kelimesinden dilimize geçmiştir. Kambiyo senetleri ilk başlarda ticaret yapmak için yabancı ülkelere giden tacirlerin beraberlerinde nakit para ile değerli maden taşımalarının sakıncalarını önlemek ve eldeki parayı gidilen ülkedeki para birimine çevirmek amacına matuf olarak kullanılmıştır. Kredi ve teminat sağlama ile ödeme yapma işlevlerini bünyesinde barındıran bu ticari senetler zamanla ülke içinde de çok teveccüh görmüştür.  

Fransa Kralı XIV. Louis dönemindeki Maliye Genel Müfettişi ve Donanma Bakanı olarak görev yapan Jean-Baptiste Colbert’in 1673 ve 1681 yıllarında hazırladığı I. ve II. Kara ve Deniz Ticareti Ordonansları (Emirnameleri)[3] bir tarafa bırakılırsa modern anlamda ilk kez 1807 tarihli Fransız Ticaret Kanunu’nda düzenlenen kambiyo senetleri, ülkemiz hukukuna 1850 tarihli Kanunname-i Ticaret ile dahil olmuştur. Hiç kuşkusuz ticaret hayatının önemli ihtiyaçlarını karşılayan mezkûr senetler veya çok benzerleri bu tarihten önce de kullanılmaktaydı. Ne var ki, bu senetlerin kanun koyucular tarafından düzenlenmesi tespitlerimize göre yukarıdaki metinler ile olmuştur. Daha sonra poliçe ve bonolara ilişkin 1930, çeklere ilişkin 1931 tarihli Cenevre Yeknesak Kuralları’nda modern kambiyo senetleri hukukunun temel çerçevesi çizilmiştir. Mehaz İsviçre Borçlar Kanunu ile 1926 tarihli Türk Ticaret Kanunu’nun 990 ila 1152. maddeleri arasında 1936’da yapılan kapsamlı değişiklikler de bu temel çerçeveler dahilinde hazırlanmıştır. Dolayısıyla kıymetli evrak hukukunun uluslararası karakterinin baskın olduğunu ifade etmek abartılı değildir.

Nakit para taşımanın risklerini engellemek ve para birimi dönüştürme işlemlerini kolaylaştırmak amacı ile ortaya çıkan ticari senetler taşıdıkları karakteristik vasıfları sayesinde kredi ve teminat gibi ilave işlevlere de sahip olmuşlardır. Hâl böyle olunca günümüzde de hem ülkemizde hem dünyada sıklıkla tercih edilmektedirler. Bu bağlamda Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin raporlarına göre, 2025 yılında bankalara ibrazlarında ödenen çek sayısı 13.251.717’dir. Banka hesabında yeterli karşılık bulunmaması sebebiyle “karşılıksız” işlemi yapılan çek sayısı ise 271.822’dir. Böylece 2025 yılında bankalara ibraz edilen çeklerin toplam sayısı 13.523.539’dur[4]. Tedavüle sokulan bonoların sayılarını tespit etmek imkânsız olsa da noterler tarafından 2025 yılında protesto işlemine tâbi tutulan toplam senet sayısının 272.171 olduğu ve bu sayının karşılıksız çek adeti ile yakın olduğu göz önünde bulundurulduğunda 2025 yılında tedavüle sokulan bonoların da çekler gibi 13 küsur milyon civarında olduğu sonucuna ulaşılabilir[5].

Görüldüğü üzere kambiyo senetleri uygulamada yoğun biçimde kullanılmaktadır. Bunun başlıca iki sebebi; duran alacak hakkına kambiyo senedi ile hareket kabiliyeti kazandırılarak tedavül kolaylığının sağlanması ve kambiyo senetlerindeki alacağın icra ve iflas hukuku açısından özel bir usul ile takip ve tahsil edilebilmesidir.

Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yoluna Genel Bakış- Hak ve senedin kaynaştığı senetlerin özel bir türü olan kambiyo senetleri bünyesinde yalnızca alacak hakkı barındırabilir. Kural olarak ifa uğruna verilen kambiyo senetlerindeki alacak hakkının tahsili bakımından 1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunumuzun 168 ve devamı maddelerinde özel takip yolları kabul edilmiştir. Mehaz İsviçre “Borç İçin Takip ve İflas Hakkında Federal Kanun”unun (“SchKG”) (“Bundesgesetz über Schuldbetreibung und Konkurs”) 177 ila 189. maddeleri arasında yalnızca kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu ile takip düzenlenmiştir. Buna mukabil, kambiyo senetlerinin tedavül yeteneği, soyutluk ilkesi gereği alacaklının, alacağının varlığını ispat etmek zorunda olmaması, dolayısıyla bunların güvenli ödeme araçları olmaları, içerdikleri hakkın takibi bakımından senet alacaklısı lehine hem haciz hem iflas yolu için kolaylaştırılmış bir takip usulünün Türk kanun koyucusu tarafından 1932’de kabulünü sağlamıştır[6].

Kayıtsız ve şartsız yazılı borç ikrarı içeren kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi yapıldığında, icra dairesinde borca itirazın mümkün olmaması, yalnızca imzaya itiraz imkânı olması (İİK m. 168/1-4); borca itirazın ancak icra mahkemesine yapılması, fakat bu itirazın da haczedilenin satışı dışındaki işlemleri durdurmaması (İİK m. 169); genel haciz yolu ile takipte borca itiraz, ödeme ve şikayet süresinin 7 gün olmasına rağmen kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda bu sürenin 5 gün olması (İİK m. 168/1-3) alacaklı lehine düzenlenmiş önemli ayrıcalıklardır. Bu takip yolunda borçlunun menfi tespit açması ve borç miktarının %115’ini teminat olarak yatırması neticesinde takip (paranın alacaklıya ödenmesi) durdurulabilmektedir. Kambiyo senetlerinde mündemiç olan hakkın varlığı konusundaki kuvvetli inanç, bu senetlerin aynı zamanda kamu güvenliğine sahip olması ve tedavül kabiliyetini bünyelerinde barındırmaları borçlunun durumunu ağırlaştırmaktadır. Keza kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda alacaklı ve borçlunun icra tazminatına mahkûm edilme ihtimalleri göz önünde bulundurulduğunda maddi hukukun taraflar arasında kurduğu menfaat dengesinin, takip hukukuna ilişkin mezkûr düzenleme ile alacaklı lehine bozulduğu müşahede edilmektedir[7]. İcra takibinin kesinleşmesi aşamasından sonra ise haciz, satış ve haczedilen paranın ödenmesi konularında genel haciz yolu ile takip ve kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.

Cebrî İcra Kanunu Taslağı vs. Kambiyo Senetleri- Yüz yıla yaklaşan yürürlük süresinden sonra ve pek çok değişikliğe uğramasına rağmen bütüncül olarak dönemin ihtiyaçlarına cevap veremeyen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun yerine yeni bir kanun hazırlanması uzun zamandan beri geniş çevrelerce savunulmaktaydı. Adalet Bakanlığı’nın girişimiyle oluşturulan ve pek saygıdeğer bilim insanlarının hazır bulunduğu Bilim Komisyonunun çalışmaları neticesinde 14.08.2025 tarihinde “Cebrî İcra Kanunu Taslağı” umuma duyuruldu. Ticaret hukuku bakımından; şirket paylarının, tasfiye payının (m. 193) ve kayden izlenen sermaye piyasası araçlarının haczi (m. 194) ile ticareti terk eden tacirin tâbi olduğu kuralların yeniden düzenlenmesi (m. 81) gibi sair önemli değişiklikler de barındıran Taslaktaki en radikal düzenleme(me)nin kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunun kaldırılması olduğu müşahede edilmektedir. Böylece özellikle icra ve iflas hukuku doktrininde öteden beri savunulan mezkûr özel takip yolunun yeni kanunda kaldırılması için önemli bir adım atılmıştır.

Ticaret hukuku doktrininde tepki ile karşılanmasını beklediğimiz bu radikal gelişmenin gerekçesi Taslaktan anlaşılamamaktadır. Kanun taslağının genel gerekçesinin 4. sayfasında yer alan “III. Cüzî ve Küllî İcrada yapılan başlıca değişiklikler” başlıklı kısımda “…ilamsız icra usulündeki kambiyo senetlerine dayalı takip hakkındaki hükümler ile banka alacaklarının tahsili hakkındaki özel hükümler de, genel bir düzenleme niteliğinde olan Taslağa alınmamıştır.” ifadesi bir tarafa bırakılırsa yüz yıla yaklaşan ve uygulamada yerleşip benimsenmiş takip yolunun kaldırılmasına ilişkin Taslakta hiçbir açıklama yoktur. Kaldı ki, Taslağı “genel bir düzenleme” kabul eden Sayın Komisyon, İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenmemiş olan deniz cebri icra kurallarını Taslağın dördüncü kitabı olarak 465. maddeden itibaren düzenlemiştir. Söz konusu çelişki karşısında Taslağın “genel bir düzenleme” olması sebebiyle kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna yer verilmediği iddiasının kabulü güçtür. Sayın Komisyon üyeleri tarafından gerekçede açıkça belirtilmese de mezkûr değişikliğin sebeplerinin başlıcaları -niyet okuma pahasına- kanımızca şunlar olabilir:

i) Uygulamadaki Olumsuz Örnekler: Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna en sık yapılan eleştiri, açık kambiyo senedi örneğinde olduğu gibi bir imza ile mezkûr senetlerin oluşturulabilmesi ve bu hususun sair dolandırıcılıkları kolaylaştırmasıdır. Kargo teslim tutanağının altına gizlenmiş bonoların imzalatılması, başka bir kâğıda atılan imzaların kesilip alonj gibi kambiyo senetlerine eklenmesi gibi medyaya da yansıyan bazı hâller kambiyo senetlerinin karakteristik vasıflarının uygulamada kötüye kullanılabildiğini ortaya koymaktadır. Keza ayırt etme gücüne sahip olmasına rağmen kambiyo senedinin hukuki mahiyetini bilmeden kambiyo taahhüdünde bulunan kişilerin senedin ihdasına dayanak olan temel ilişkiyi sonraki iyi niyetli hamillere ileri sürmelerini engelleyen defi mekanizmaları da bu senetlerin uygulamada kötüye kullanıldığını savunanlar tarafından örnek kabilinden ileri sürülmektedir.

Dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını oluşturabilecek sair olumsuz örnekleri inkâr etmek mümkün değildir. Ne var ki, olumsuz örneklerden yola çıkarak yüz yıla yaklaşan bir süredir uygulamada benimsenmiş ve özellikle likidite kısıtlılığı dönemlerinde ticaret hayatının sürdürülebilirliğini sağlayan kambiyo senetlerini işlevsiz bırakacak şekilde mezkûr takip yolunun tamamen ortadan kaldırılması da çözüm değildir.

ii) İlamlı İcraya Benzetilmesi: İlamsız icra takibindeki ödeme emrine borçlu tarafından yapılan itirazın takibi durdurmasına mukabil, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunun ancak yukarıda belirtilen katı usuller ile durdurulabilmesi kambiyo senetlerinin neredeyse mahkeme ilamı kadar güçlü senetler olduğu eleştirilerine sebep olmuştur. Haddizatında kambiyo senedi sahibinin senetteki hakkını ispat etmekle yükümlü olmaması, bu senetlerin kayıtsız ve şartsız borç ikrarını içermesi gibi imtiyazlar kambiyo senetleri ile hareket kabiliyeti kazandırılmış alacak hakkını neredeyse mahkeme ilamına sahipmişçesine takip etme imkânı sağlamaktadır. Cebrî İcra Kanunu Taslağı ile kambiyo senetleri, takip hukuku bakımından çok üst seviyedeki bir takip dayanağı hüviyetinden adi senetlerle eş değer bir seviyeye indirilmeye çalışılmaktadır.

iii) İcra Mahkemelerinin İş Yükünü Artırması: Mezkûr haciz yoluna Taslakta yer verilmemesinin, niyet okuma ve uygulama eleştirilerinden yola çıkarak tahmin ettiğimiz son gerekçesi ise mevcut durumda icra mahkemelerinin iş yükünün bu takip yolunda imzaya yapılan itirazlar neticesinde artması olabilir. Hakikaten kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibindeki ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren beş gün içerisinde icra mahkemesine borçlu tarafından yapılabilen borca veya imzaya itiraz imkânı icra mahkemelerinin iş yükünü bir hayli artırmaktadır. Elimizde istatistiksel bir veri bulunmamakla birlikte kanımızca hâlihazırda icra mahkemelerinin önündeki en yoğun dosya türlerinin başında bunlar gelmektedir. Ne var ki, bu bağlamda söz konusu takip yolunun kaldırılması icra mahkemelerinin iş yükünü azaltıp asliye ticaret mahkemelerinin iş yükünü artırmaktan başka sonuç doğurmayacaktır. Kod kanunda yapılacak radikal bir değişikliğin gerekçesinin mahkemelerdeki iş yükünün azaltılması olarak düşünülmesi makul değildir. Problemin temeli kalıcı olarak çözülmedikçe başka mahkemelerin iş yükü artacak ve tabir yerinde ise kirler yalnızca halının altına süpürülmüş olacaktır.

iv) Özel Bir Takip Yolunun Genel Bir Kanunda Bulunmasının Yerinde Olmaması: Daha önce de zikrolunduğu gibi kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunun Taslakta kaldırılmasına ilişkin gerekçede yer alan tek açıklama özel bir takip yolunun genel bir kanunda düzenlenmesinin uygun olmadığı yönündeki kanaattir. Yine yukarıda belirtildiği gibi ihtiyaç bulunmamasına rağmen deniz icra hukukuna ilişkin hükümlerin Taslağa alınması karşısında mezkûr ifade doyurucu olmaktan uzaklaşmaktadır. “Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna ilişkin uygulamanın tacirler arasında devamı için Ticaret Kanunu’nda düzenleme yapılabilir” demek sisteme bütüncül bakmaktan uzak bir yaklaşım ortaya koymaktır.

Sonuç Yerine Bazı Temenniler- Hukukun hayat olaylarını arkadan izlemesi şaşırtıcı değildir. Hatta çoğu zaman olması gerekendir. Sonsuz ihtimali bünyesinde barındıran hayat olaylarının doğurduğu ihtiyaçlara göre kanuni düzenlemelerin yapılması lazımdır. Bunun için ise uygulamadaki sorunlar ile ihtiyaçların doğru gözlemlenmesi ve birinin diğerine feda edilmemesi elzemdir. Hukuk politikası bakımından alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesini yeniden tesis etme iddiası ile kamunun eleştirilerine sunulan Taslak, ticaret hayatındaki kredi düzenine önemli zararlar verme riski taşımaktadır. Uygulamadaki münferit mağduriyet vakıalarından hareketle yüz yıllık bir kurumu reforma tâbi tutmadan kaldırmak kanaatimizce sakıncalıdır. Bu yazının başında belirtildiği üzere özellikle likidite darlığının yaşandığı zamanlarda piyasalar kambiyo senetleri ile canlılıklarını sürdürebilmektedir. Ayni teminat sahibi olmayan alacaklı, kambiyo senetlerinin hızlı biçimde tahsil edilebilmelerine güvenerek bu senetler mukabilinde vadeli mal, hizmet veya para vermektedir. Ticaret hayatının ve ticaret hukukunun gerektirdiği hızlılık, kolaylık ve güvenlik olguları ile kambiyo senetlerinin hızlı ve kolay yoldan tahsil edilmeleri örtüşmüştür. Bunun neticesinde mehaz İsviçre hukukunda bulunmamasına rağmen, 1932 yılından bu yana mezkûr takip yolu bir Türk uygulaması olarak benimsenmiştir. Öte yandan uygulamada yerleşmiş bir hukuki kuruma sırf mehaz hukukta bulunmadığı için karşı çıkmak ancak sömürge ülkelerinde gündeme gelebilir.

İcra takibinin temel amacı hakkaniyet çerçevesinde alacaklının alacağının ödenmesidir. Kayıtsız ve şartsız borç ikrarını içeren kambiyo senetlerinde borcun olup olmadığının uzun yargılamalara konu edilmesi bu kurumun tabiatına aykırıdır. Tacir olmayan vatandaşların mağduriyetlerinden hareketle yüz yıllık uygulamanın kaldırılması, beraberinde yüksek risk barındıran sair ticaret hukuku kurumlarını da tartışmaya açabilir. Zira söz gelimi mevcut kurallar karşısında bir temizlik görevlisinin bir şirket ortağı ve yöneticisi olması önünde hiçbir engel yoktur.

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunun yalnızca tacirler arasında uygulanmasına yönelik düzenlemeler yapmak da Türk Ticaret Kanunu’nun ticari iş ve ticari dava sistematiğine aykırı düşecektir. Bunun yerine detayları ayrı bir çalışmanın konusu olan başka tedbirler düşünülmelidir.

Anayasamızın 2 ve 5. maddelerinde tecessüm eden sosyal hukuk devleti ilkesi, hiç kuşkusuz alacaklı ile borçlu arasında uygun bir menfaat dengesinin kurulmasını zorunlu kılar. Fakat bu denge kurulurken Türk ticaret hayatının ve hukukunun yüz yıllık temel kurumlarından birinin aksayan yönlerinin düzeltilmesi yerine mezkûr kurumun toptancı bir anlayışla ortadan kaldırılması yarardan çok zarar getirecektir.

Başlıkta sorduğumuz soruya bu blog yazısında net bir cevap bulmak görüldüğü üzere mümkün olmamıştır. Zira Cebrî İcra Kanunu Taslağı’nın gerekçesinde bu doğrultuda hiçbir açıklama yoktur. Böyle radikal bir değişiklik yapılmadan önce bu değişikliğin gerekçesinin bilimsel ve mantıklı açıklamalarla ortaya konulması icap eder.  Uygulamadaki olumsuz örneklerden hareketle yüz yıllık bir uygulamayı kaldırmaya çalışmak kanaatimizce bir temenniden öteye geçmeyecek ve tasarı bu hâliyle kanunlaşmayacaktır.

Yararlanılan Kaynaklar

Domaniç, Hayri: Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması (TTK Şerhi-IV), Temel Yayınları, İstanbul 1990.
Ermenek, İbrahim: “Kambiyo Senetlerine Mahsus Takip Yolunda Maddi Hukuk Usul Hukuku İlişkisi”, Medenî Usul ve İcra-İflâs Hukuku Günleri Sempozyumu-I, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2024, s. 191-212.
Kendigelen, Abuzer: Çek Hukuku, 6. Bası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2021.
Klimaszewska, Anna: “General Principles in the Commercial Code of France of 1807”, Journal on European History of Law, Year 2/2011, s. 91-94.
Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 1997.
Ülgen, Hüseyin / Helvacı, Mehmet / Kaya, Arslan / Nomer Ertan, N. Füsun: Kıymetli Evrak Hukuku, 13. Bası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2021, s. 367.
https://mgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/cebr-icra-kanunu-taslagi24072025041230 (Erişim: 10.01.2026)
https://www.riskmerkezi.org/istatistiki-raporlar/2543 (Erişim: 10.01.2026)
https://www.riskmerkezi.org/istatistiki-raporlar/2544 (Erişim: 10.01.2026


[1] https://mgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/cebr-icra-kanunu-taslagi24072025041230 (Erişim: 10.01.2026)
[2] Kambiyo senetlerinin tarihine dair ayrıntılı açıklamalar için bkz. Hayri Domaniç, Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması (TTK Şerhi-IV), Temel Yayınları, İstanbul 1990, s. 89 vd.; Abuzer Kendigelen, Çek Hukuku, 6. Bası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2021, s. 7 vd.; Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 1997, s. 361 vd.
[3] Anna Klimaszewska, “General Principles in the Commercial Code of France of 1807”, Journal on European History of Law, Year 2/2011, s. 92.
[4] https://www.riskmerkezi.org/istatistiki-raporlar/2544 (Erişim: 10.01.2026)
[5] https://www.riskmerkezi.org/istatistiki-raporlar/2543 (Erişim: 10.01.2026)
[6] Hüseyin Ülgen / Mehmet Helvacı / Arslan Kaya / N. Füsun Nomer Ertan, Kıymetli Evrak Hukuku, 13. Bası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2021, s. 367.
[7] İbrahim Ermenek, “Kambiyo Senetlerine Mahsus Takip Yolunda Maddi Hukuk Usul Hukuku İlişkisi”, Medenî Usul ve İcra-İflâs Hukuku Günleri Sempozyumu-I, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2024, s. 192-193.